Oct 14, 2007

U-Dab

Bir cogunuz biliyor zaten- is buldum! Hemen anlatayim:

University of Washington'un Ingilizce programinin basi Susan Johnston. Kendisi birkac sene once (Pinar ve Selin'in doneminde) Bilkent'in MA-TEFL programinin direktoruydu. Ortak tanidiklarimiz oldugundan ona email atmistim tavsiye almak icin… Cok yardim etti, ofisine davet etti, konustuk, koordinatorle tanistirdi vs. Aslinda ilk basta biraz zor demisti ama sansima cok fazla ogrenci kayit olmus bu donem, son anda 2 sinif teklif ettiler, ben de atladim tabii.

Kisa kisa Funda'nin okul maceralari:

  • Simdi "University of Washington" uzun bir isim, vakit aliyor soylemek. Insanlar da kisaltip, UW ("you-doubleyou") demeye baslamislar. Fakat bakmislar bu da uzun, "you-dab" demeye karar vermisler. Dilde ekonomi, kisa ve oz olacak… Artik herkes "U-dab" diyor- "U-dab" asagi, "U-dab" yukari. Yani soran olursa, "Funda 'You-Dab'da calisiyor" diyeceksiniz, ona gore. Yoksa Dan kiziyor.
  • 2 sinifim var. Bir gramer, bir konusma. Ikisi de dusuk seviye- daha intermediate sayilmazlar. Hepsi "international student", yani Amerika'ya kisa sureli, dil ogrenmeye gelmisler. Bu da demek oluyor ki multeci/ gocmen, kendi dilinde okur yazar olmayan ogrencim yok. Bir cogu genc ve kendi ulkelerinde ogrenci.
  • Dersler haftanin 5 gunu, birer saat. ODTU gibi siniflar farkli bolumlerde, biz gidiyoruz. Saatler aslinda kotu- biri 12:30-13:20, digeri 16:30-17:20 ama kampus o kadar buyuk ki, genelde kayboluyorum, ancak buluyorum bolumleri. 2 hafta oldu neredeyse, hala haritaya bakmadan gidemiyorum derse.
  • Gramer sinifimda 3 Suudlu, 1 Brazilyali, 1 Rus, 3 Tayvanli, 3 Japon, 3 Koreli ve 1 Silili var. Seker bir sinif, iyi kaynastik. Komik bir sekilde dedigim her seyi anliyorlar, muhabbet ediyoruz ama simple progressive mi simple present mi diye sorunca kafalari allak bullak oluyor. Bizimkilerin tam tersi.
  • Arada bir Turk ogrenci de gelirmis programa… Allahtan bana rastlamadi. Dusunsenize- deli gibi para versin, dunyanin obur ucundan kalkip gelsin, sonra hoca girsin iceri," Hello, welcome to Seattle. My name is Funda Pehlivanoglu" desin. Olacak sey degil!
  • Konusma sinifim ilk hafta cok panikletti beni… Ogrencilerimin isimleri soyle:

- Chiou-Er
- Tzu-Chin
- Yi-Fan
- Miho
- Pei-Yu
- Akihito
- Ku Min
- Katsura
- Jaehwan
- Se Yeong
- Hosan
- Yu
- Ikumi

- Yun-Ru
- Rami

Biri disinda hepsi uzak dogulu! Isimlerini hatirlamayi birakin, telaffuz edemiyordum! Ve daha da vahimi ne dediklerini hicbir sekilde anlamiyordum! O kadar farkli bir aksanlari var ki, ben sozde konusma ogretecegim, onlar konusunca, ben eblek eblek bakiyordum. Neyse ki durum biraz duzeldi… Isim konusu soyle cozuldu- ilginc bir sekilde bazi uzak dogulular Ingilizce bir isim ediniyorlar, onu kullaniyorlar. Yani benim 'Chiou-Er' oldu 'Sandy', 'Ku Min' oldu 'Murray', 'Pei-Yu' oldu 'Tiffany'. Aslinda bana cok ters geliyor bu is ama boyle bir olay varmis, kendileri istedi.

Yavas yavas da alismaya basladim dediklerine, anlamadigim zaman da, "Yes, yes." deyip gecistiriyorum. Isin komigi vurgulari cok farkli oldugu icin insan hemen kapiyor, yakinda *super* uzak dogu aksani yapabilecegim.

  • Benim aksanima gelince- simdiye kadar bir kac ogrenci diger hocalardan degisik konustugumu belirti. Mesela "beDDer" yerine "beTTer" diyormusum. Iyi de ediyorum, israrla waTTTer ve SeaTTTTLE demeye devam edecegim.
  • Okulda en son yaptigim sapsallik:

Okul icin "Husky Card" denilen kimlik karti cikartmam gerekiyordu. Gittim, oradaki calisan cocuk kimlik numarami istedi, bilgisayarda birseyler yapti, sonra elime bir brosur verdi, yandaki sandalyeyi gosterip, "Suraya otur, hazir olunca haber ver." dedi. Allah allah, herhalde karti vermeden brosuru okumam lazim diye hemen okumaya basladim. Bir kac saniye gecti, cocuk tekrar, "Hazir olunca haber ver" dedi… tabii simdi panik oldum, deli gibi brosure bakiyorum, bir yerinde herhalde bir talimat malimat var diye… Cocuk en sonunda bakti olucak gibi degil, yavas yavas, "Resmini cekecegim, kafani kaldirman lazim." dedi… Bir baktim, tam onumde megersem fotograf makinasi varmis. Tam rezillik. Isin kotusu cocuk bir kere bile gulumsemedi, tam tersine U-Dab'in bu kadar umitsiz eleman almasina biraz bozuldu galiba.

  • Derste en son yaptigim sapsallik:

Konusma sinifimda birbirlerine yeme/icme hakinda soru sorup, form doldurmuslardi, ben de ne bulduklarini soruyordum. "Peki aranizda kim sade kahve iciyormus?" diye sordum, "Yu!" diye bagirdilar, Ben de bir an bos bulunup, "Who ME!?!" dedim, hemen 'Yu' isimli ogrencim mudahale etti, "No, ME!!" diye… Yine rezillik diz boyu, yine Yu'nun cok komigine gitmedi bu olay…

Milletimizi gururla temsil etmeye devam edecegim…

No comments:

Post a Comment