Feb 7, 2008

Cop Deyip Gecmeyin

Cop atmak burada basli basina bir ugras. Apartmanimizin yani her birinin islevi farkli olan envai cesit cop kutulariyla dolu. Mutfakta da en az 2-3 farkli cop kutusu mahafaza etmek gerekiyor ki karismasin copler. Simdi dikkatli okuyun, cop kurallarini anlatiyorum:

Ilk olarak CAM. Cam siseler ve kavanozlar icin ozel bir cop kutusu var, onlar ayri atiliyor. Ama dikkat edin- sadece sise ve kavanoz, cam bardak atilmiyor. O NORMAL cope gidiyor. Normal cop dedigim geri donusumlu olmayan, yani "recycle" edilemeyen nesnelerin girdigi cop, ornegin: giyim, tekstil, ayakkabi, CD, folyo, ampul, pil, cicek saksisi, seramik, sprey siseleri. Tabii plastik de bunlarin arasinda ama ayrica deginmekte yarar var.

Simdi naylon torba tahmin edersiniz ki recycling'e atilmiyor. Fakat "torbalanmis naylon torba" recycle ediliyor. Yani tek basina degil de, birden fazla torba ic ice olunca geri donusumlu oluveriyor. Onun disinda plastik torbalar (sandvic torbalari var ya..), kutular, tabaklar, catal-bicaklar, bardaklar normal cope gidiyor; ama plastik siseler geri donusum copune konuluyor. Tabii eger plastik sisen bir zamanlar zehirli bir madde icerdiyse o zaman kesinlikle geri donusume atmamak gerekiyor. Ha- bir de yuvarlak yogurt kaseleri ve plastik ilac sisleri de recycle ediliyor. Butun bu geri donusumlu nesneler temiz atilmasi gerekiyor bu arada, iclerinde yemek atigi olmamasi gerekiyor. Bir detay daha: eger receteyle satilan ilac aldiysaniz, onlarin plastik siseleri biraz degisik- o da normal cope. Anlasildi degil mi? Iyi, o zaman devam edelim...

RECYCLE copune giren diger nesneler nelerdir? Metal aski. Teneke. Meyve suyu, sut vs. kutulari. Her turlu kagit- gazete, telefon rehberi, mektup, dergi, karton, kagit torba vs. Sadece bir kac istisna var. Kagit bardak, tabak, pecete geri donusum copune girmiyor… Ama normal cope de gitmiyor! Onlarin yeri YARD & FOOD WASTE copu.

Efendim, Yard & Food Waste nedir? Organik nesneleri atmak icin kullanilan cop. Buna bahce atiklari da dahil (ama tas, toprak, buyuk dal disinda). Yemek atiklari da bu cope atiliyor: sebze, meyve, ekmek, bugday, cay vs vs… Ama her yemek degil. Et, balik, tavuk, sut urunleri normal cope gidiyor (yumurta kabugu disinda tabii). Hayvan ve insan atigi da normal cope atilmasi gerekiyor (?). Kedi/ kopek mamasi da. Son olarak bu Yard & Food Waste'e yemekli kagit da giriyor. Kullanilmis kagit tabak, pecete, bardaklar iste buraya giriyor. Kullanilmis pizza kutularini da buraya koyuyoruz. Yani benim anladigim yaglayip pislettigin kagitlar Food Waste sayiliyor. Ve sanirim bu durumda temiz pizza kutusuna karton muamelesi yapmak lazim. Zaman zaman kagidi normal cope atmaya usenip, islatip yaglanmis susu veriyorum kagida ki food waste'e ativereyim.

Bu son anlattigim copu hic sevmiyorim cunku gecenlerde basimi derde sokuyordu. Ilk geldigimizde ben nasil atacagimizi sormustum bu bahce ve yemek artiklarini, bana naylon torbanin icine koyabilecegimi soylediklerinden eminim. Dan de pek garipsemedi, ben de yemek artiklarini bir guzel torbaya koyup, sIkIca baglayip firlatiyordum cope… Gecen gun bir baktim, tum apartman sakinlerine bir uyari notu gelmis. Copcu Yard & Food Waste'imiz naylon torba dolu oldugu icin almayi reddetmis. Bizim ev sahipleri de copteki torbalari alabilmek icin ozel bir alet satin almak zorunda kalmislar, butun o copteki pislikler arasindan torbalari teker teker ayiklamislar… bana etmedikleri kufru birakmamislardir hakli olarak. Ben tabii hic bozuntuya vermemekte kararliyim, caktirmayin sakin! Uzun bir sure vicdan azabindan cop atmadim, ama en sonunda evdeki kokuya dayanamayip bu yemek atiklarini atmanin yollarini gelistirmeye basladim- sonucta kagida koyunca akiyor, olmuyor. Simdilik yemek yaparken bos yogurt kasesine koyuyorum cope, sonra Dan'e veriyorum, o da cope gidip bosaltiyor copu, kaseyi geri getiriyor.

Gelismis memlekette hayat zor be kuzum…

Nov 2, 2007

Su Cadilar Bayrami Dedikleri…

Simdi bu Cadilar bayrami sadece cocuklar icin eglence degil. 1 ay oncesinden basliyor samata. Hayatimda gordugum butun balkabaklarini toplasan (filmlerde gorduklerim dahil) herhalde Ekim ayi icinde gordugum balkabak sayisini asmaz. Megersem bu balkabagi dedikleri her boy olurmus. Siz hic elma buyuklugunde balkabagi gordunuz mu? Minyatur balkabaklari lokanta masalari icin ideal sus. Orta boy balkabagi, pencere kenari icin birebir. Ve tabii extra large balkabagi kapi onunu suslemek icin yaratilmis adeta.

2 tane kabak oymaca partisine davet edildik. Bir tanesine gidebildik, ozel kabak oymaca aletleriyle surat yaptik. Sonra eve goturduk, muzik setinin ustune koyduk… Deneyimsizlik iste- muzik setinin isisiyla curudu, Cadilar bayramina dayanmadi yazik.

Kabak oymaca deyip gecmeyin, bir sanat haline gelmis… bazilari o kadar guzel yapmis ki- sanki dantel islemisler ustune. Evlerin onu envai cesit surat doluydu. Sadece balkabagiyla kalmiyor. Bazi evler tamamen suslendi. Pencerede hayaletler, butun evi saran orumcek agalari, bahcede mezar taslari vs. Kaptiran tam kaptiriyor.

* * *

Cadilar bayrami gunu sokakta farkli farkli kiyafet giymis insanlar gormek mumkun… otobus beklerken bir bakiyorsun, yaninda bir adet palyaco, seninle beraber otobus bekliyor. Bir bakiyorsun, melek kanatli adam karsidan karsiya geciyor. Her turlu kilik kiyafet, gariplik mubah. Kafana peynir maketi takma suretiyle 'peynir' olabilirsin veya kuyruk takip bir gunlugune kuyruklu olabilirsin….

Tabii bazen tam belli olmuyor insanlarin ozellikle cadilar bayrami icin mi oyle dolastiklari yoksa genelde de mi bir ilginc olduklari. Cantasindan pelus kopek cikan postaci ornegin ozellikle mi yapmis yoksa hep mi kopek cikiyor cantadan bilemedim. Sonra Lord of the Ring karakteri oldugunu tahmin ettigim pelerinli amcadan da suphelenmistim… Hakli ciktim, dun bir baktim, otobus duragin orada- hala pelerinli… Fiyakali da bir pelerin. Oyle superman'inki gibi ince ciliz birsey degil bununkisi- gayet kalin, oturakli Orta Cag pelerini. Yilanli milanli kopcasi var. Amca normalde pelerinli geziyor. Dogaldir, burasi Amerika.

Okulda partiler falan oluyor kucuk capli. Susleniyor bazi yerler. Mesela Ekonomi sekreterligin girisini pirtik pirtik siyah cop torbalariyla susleyip, kapiya "house of scary forms" yazip yavanlgin zirvesine ulasmislar.

Aksamustu Fremont minik insanlarin istilasina ugradi. Butun mahalle minik minik kiyafetli cocuklarla, bebeklerle doldu… ufacik itfayeciler, kediler, canavarlar- bir ellerinde seker torbalari, anne ve babalarinin ellerini tutmuslar, dukkan dukkan, ev ev dolanip, seker topluyorlar. Cok sekerlerdi.

* * *

Cadilar bayrami bitti ama bayram sezonu daha yeni basladi sayilir. Sukran gunu var onumuzde, ve sonra tabiiki Noel. Yilbasi agaclari, Noel babalar taa haftalar oncesinden dukkanlarda belirmeye baslamisti zaten. Bu Amerikalilar icin yeter ki samata olsun.

Oct 14, 2007

U-Dab

Bir cogunuz biliyor zaten- is buldum! Hemen anlatayim:

University of Washington'un Ingilizce programinin basi Susan Johnston. Kendisi birkac sene once (Pinar ve Selin'in doneminde) Bilkent'in MA-TEFL programinin direktoruydu. Ortak tanidiklarimiz oldugundan ona email atmistim tavsiye almak icin… Cok yardim etti, ofisine davet etti, konustuk, koordinatorle tanistirdi vs. Aslinda ilk basta biraz zor demisti ama sansima cok fazla ogrenci kayit olmus bu donem, son anda 2 sinif teklif ettiler, ben de atladim tabii.

Kisa kisa Funda'nin okul maceralari:

  • Simdi "University of Washington" uzun bir isim, vakit aliyor soylemek. Insanlar da kisaltip, UW ("you-doubleyou") demeye baslamislar. Fakat bakmislar bu da uzun, "you-dab" demeye karar vermisler. Dilde ekonomi, kisa ve oz olacak… Artik herkes "U-dab" diyor- "U-dab" asagi, "U-dab" yukari. Yani soran olursa, "Funda 'You-Dab'da calisiyor" diyeceksiniz, ona gore. Yoksa Dan kiziyor.
  • 2 sinifim var. Bir gramer, bir konusma. Ikisi de dusuk seviye- daha intermediate sayilmazlar. Hepsi "international student", yani Amerika'ya kisa sureli, dil ogrenmeye gelmisler. Bu da demek oluyor ki multeci/ gocmen, kendi dilinde okur yazar olmayan ogrencim yok. Bir cogu genc ve kendi ulkelerinde ogrenci.
  • Dersler haftanin 5 gunu, birer saat. ODTU gibi siniflar farkli bolumlerde, biz gidiyoruz. Saatler aslinda kotu- biri 12:30-13:20, digeri 16:30-17:20 ama kampus o kadar buyuk ki, genelde kayboluyorum, ancak buluyorum bolumleri. 2 hafta oldu neredeyse, hala haritaya bakmadan gidemiyorum derse.
  • Gramer sinifimda 3 Suudlu, 1 Brazilyali, 1 Rus, 3 Tayvanli, 3 Japon, 3 Koreli ve 1 Silili var. Seker bir sinif, iyi kaynastik. Komik bir sekilde dedigim her seyi anliyorlar, muhabbet ediyoruz ama simple progressive mi simple present mi diye sorunca kafalari allak bullak oluyor. Bizimkilerin tam tersi.
  • Arada bir Turk ogrenci de gelirmis programa… Allahtan bana rastlamadi. Dusunsenize- deli gibi para versin, dunyanin obur ucundan kalkip gelsin, sonra hoca girsin iceri," Hello, welcome to Seattle. My name is Funda Pehlivanoglu" desin. Olacak sey degil!
  • Konusma sinifim ilk hafta cok panikletti beni… Ogrencilerimin isimleri soyle:

- Chiou-Er
- Tzu-Chin
- Yi-Fan
- Miho
- Pei-Yu
- Akihito
- Ku Min
- Katsura
- Jaehwan
- Se Yeong
- Hosan
- Yu
- Ikumi

- Yun-Ru
- Rami

Biri disinda hepsi uzak dogulu! Isimlerini hatirlamayi birakin, telaffuz edemiyordum! Ve daha da vahimi ne dediklerini hicbir sekilde anlamiyordum! O kadar farkli bir aksanlari var ki, ben sozde konusma ogretecegim, onlar konusunca, ben eblek eblek bakiyordum. Neyse ki durum biraz duzeldi… Isim konusu soyle cozuldu- ilginc bir sekilde bazi uzak dogulular Ingilizce bir isim ediniyorlar, onu kullaniyorlar. Yani benim 'Chiou-Er' oldu 'Sandy', 'Ku Min' oldu 'Murray', 'Pei-Yu' oldu 'Tiffany'. Aslinda bana cok ters geliyor bu is ama boyle bir olay varmis, kendileri istedi.

Yavas yavas da alismaya basladim dediklerine, anlamadigim zaman da, "Yes, yes." deyip gecistiriyorum. Isin komigi vurgulari cok farkli oldugu icin insan hemen kapiyor, yakinda *super* uzak dogu aksani yapabilecegim.

  • Benim aksanima gelince- simdiye kadar bir kac ogrenci diger hocalardan degisik konustugumu belirti. Mesela "beDDer" yerine "beTTer" diyormusum. Iyi de ediyorum, israrla waTTTer ve SeaTTTTLE demeye devam edecegim.
  • Okulda en son yaptigim sapsallik:

Okul icin "Husky Card" denilen kimlik karti cikartmam gerekiyordu. Gittim, oradaki calisan cocuk kimlik numarami istedi, bilgisayarda birseyler yapti, sonra elime bir brosur verdi, yandaki sandalyeyi gosterip, "Suraya otur, hazir olunca haber ver." dedi. Allah allah, herhalde karti vermeden brosuru okumam lazim diye hemen okumaya basladim. Bir kac saniye gecti, cocuk tekrar, "Hazir olunca haber ver" dedi… tabii simdi panik oldum, deli gibi brosure bakiyorum, bir yerinde herhalde bir talimat malimat var diye… Cocuk en sonunda bakti olucak gibi degil, yavas yavas, "Resmini cekecegim, kafani kaldirman lazim." dedi… Bir baktim, tam onumde megersem fotograf makinasi varmis. Tam rezillik. Isin kotusu cocuk bir kere bile gulumsemedi, tam tersine U-Dab'in bu kadar umitsiz eleman almasina biraz bozuldu galiba.

  • Derste en son yaptigim sapsallik:

Konusma sinifimda birbirlerine yeme/icme hakinda soru sorup, form doldurmuslardi, ben de ne bulduklarini soruyordum. "Peki aranizda kim sade kahve iciyormus?" diye sordum, "Yu!" diye bagirdilar, Ben de bir an bos bulunup, "Who ME!?!" dedim, hemen 'Yu' isimli ogrencim mudahale etti, "No, ME!!" diye… Yine rezillik diz boyu, yine Yu'nun cok komigine gitmedi bu olay…

Milletimizi gururla temsil etmeye devam edecegim…

Sep 25, 2007

Galiba dunya dusundugumuzden de kucuk arkadaslar:

  • Ekim'in 15inde Orhan Pamuk'un konusmasi var Seattle'da, umarim gidebilriz. (!)
  • Kasim'in 3unde de Mor ve Otesi konseri var burada! (!!!)
  • Artik YouTube'dan Cumartesi'leri Hatirla Sevgiliyi izliyorum, hafta ici de Avrupa Yakasini… hem de reklamsiz!
  • Radyo ODTU'deki Modern Sabahlar'in podcastleri var, Ipod'a yukleyip, otobuste dinlemeye baslayacagim artik!
  • Gecen gun okuldaki hocalardan biri benden Burcu Gunes'in "Tilsim" albumunu bulmami istedi... birisi vermis, cok sevmis ama sonra kaybolmus. Burcu Gunes kimdi ya?!
  • Sabahlari kalkar kalkmaz evi topluyorum artik Skype yuzunden... Yoksa annemlerle konusunca fircalaniyorum evi dagnik gorurlerse.

.... ah bir de kosebasi donerci, pideci olsa....

Aug 12, 2007

Garage Sale Fenomeni

Bu garage sale olayi acayip bir olay. Millet istemediklerini yigiyor bir yere, tabela asiyor, 2-3 kurusa satiyor her seyi. Amac genelde para kazanmak degil, atilamiyan/ satilamiyan esyalarindan kurtulmak. Bir nevi bolgesel Itfaiye Meydani yaratiyorlar bir hafta sonu icin. Bircok cesidi var:

- garage sale (garajda gerceklesen)

- yard sale (bahcedeki)

- moving sale ("tasiniyorum ve kurtulmak istiyorum her seyimden")

- estate sale ("evdeki hersey satilik, gir, gez, ustunde fiyat varsa al")

Aslinda dusununce igrenc geliyor insanlarin eski esyalarini almak ama genelde oyle olmuyor- cok igrenc seyleri kenarda bedavaya veriyorlar. Ben kiyafet falan hic bakmiyorum bile ama cok alinasi seyler cikiyor dikkatli bakinca. Daha once dergi, sticker, kitap, 'craft' malzemesi, kucuk biblo vs aldim. Deli gibi ucuz oluyor- ustundeki fiyat 10 dolarsa, 'bunun icin ben 1 dolar veririm' diyorsun, 2.5 dolara anlasiyorsun.

Dan ailesi bu isi artik fiillestirmis, bugun "garage sailing" yaptik. Iyi de ettik. Iste aldiklarimiz:

* 40$- Kocaman ahsap calisma masasi & takim ahsap sandalye (hani boyle filmlerdeki kocaman evlerde kutuphane vardir ya- oyle bir yere yakisacak oturakli bir masa)

* 10$- Ahsap sallanan sandalye (cok kaliteli, saglam- sadece minderini degistirip, zimpara/cila yapmak lazim)

* 5$- 2 Adet buyukcene ahsap yan sehpa (zimpara/ boya lazim)

* 1$- 1 Adet ayakli lambader- modern, kaliteli birsey- biraz kisa, onun icin pek kullanamamislar (yanliz arabada cam kismi kirildi, onu yenilemek lazim.. o da 2 dolardan cok tutacak sanirim)

* 3$- Kocaman ayna (1 metreye 1 metre gibi birsey- ahsap cerceveli)

* 1$- Bir suru "Living" Dergisi (:-))

* 2$- Yeni bir utu… (iyi bir marka, belli pek kullanilmamis- ses cikariyormus, fisi bulamamislar iade etmek icin, tamir de etmemisler… 2 dolara aldik, laf olsun diye.. en kotu cope atariz)

Isin komigi, Eylul'de Dan ailesi garagae sale yapacakmis, yani aldiklarimizi istemezsek, orada satariz… belki kar bile ederiz… :-)

Funda Seattle'dan bildirmeye devam edecek....